burcudan

Annelik seruvenim…

Annelik Kutsaldır…

image

Son yarım saattir bitmek bilmeyen doluyla karışık yağmur var Doha’da. Sırılsıklam oldu, şiddetli esen rüzgara da hiç aldırmadan sımsıkı sarıldı doğacak yavrularına. Böyle bir şey işte Anne’lik…

Reklamlar
Yorum bırakın »

Tarihe Not – Levent 18 aylık oldu

Tam 18 ay önce bugündü hayatımızın tümden değiştiği gün. Onur bana “Düşünsene, hiç tanımadığın birisi geliyor ve hayatının en önemli parçası haline geliyor.” dedi geçenlerde. Ne kadar da güzel tanımlamış “Anne-Baba” olgusunu…

Her gün bir öncekinden farklı, çok çabuk geçiveriyor zaman. Allah herkesin bebeklerine sağlıklı, mutlu yaşamlar versin. Geçen yengemle bir Cuma kahvaltısı sonrası yürüyüş yapıyorduk. Bebeğini emzirmekte olan bir bayan gorduk. Yengeme “Bak, bebeğini emziriyor. Bir zamanlar ben de emziriyordum.” dedim gülerek. Bana “Yaa, gördün mü, artık bir zamanlar oldu.” dedi. Levent büyüyor, yaşama amacımız da onu elimizden gelen en iyi şekilde büyütebilmek. Bu hem çok güzel, hem de her geçen an geçmiş oluyor ya, işte o geçip giden zamanı özlüyor, ama şimdiki zamana da sımsıkı sarılıyorum kaçıp gitmesin elimden diye ve her an şükrediyorum. Bol bol fotoğraf, video çekiyorum. Akıp giden zamana karşı en güzel ilaç sanırım.

Yorum bırakın »

Bangkok’ta 2. Gun

Kahvalti sonrasi sehir merkezinde biraz gunduz gozuyle turlayalim dedik ve otelin shuttle boat’lardan birine bindik. Tekneyle nehir uzerinden gezerek merkeze dogru yol aldik, yaklasik 10 dk sonra varmistik. Hatta seyir cok hosumuza gittigi icin inmeyip otele geri donduk, sonrasinda ayni yoldan tekrar merkeze geldik. 🙂

Tayland gercekten ucuz bir ulke. Kozmetik, degerli-yari degerli taslar, hediyelik sus esyalari, giyim kusam, ve daha aklima gelmeyen turlu turlu malzeme. Terzileri cok meshurmus, cok guzel kiyafetler dikiyorlarmis. Bizim pek ilgilimizi cekmedi. Zaten suremiz kisitli, provaya git gel yapmak falan hic bizlik isler degil. Ozellikle Phuket’te bircok billboard’da terzi reklamlari vardi.

Bangkok gercekten cok kalabalik bir sehir. Merkezinde yaya yollari dar, kaldirimlar kirik dokuk ve isgal edilmis. Bir de dikkatimi ceken seylerden birisi, kapkalin, kocaman kocaman birbirine dolanmis, eskimis elektrik direkleri ve kablolari. Tum sehri bastan basa sariyor. Phuket de ayni sekilde. Elektrik kablolari hep acikta. Dolayisiyla bebekle gezerken biraz rahatsiz hissedebiliyorsunuz kendinizi.

Sehir merkezinde Shangri-La Hotel yakinlarinda bir alisveris merkezi var. O alisveris merkezine giden yol boyunca tasci dukkanlari var. Turkiye ve Katar’a nazaran oldukca makul fiyatlara degerli-yari degerli taslar mevcut.

Tayland’da alisveris yapacaksaniz unutmamaniz gereken bir sey var. Pazarlik yapmak. Verilen fiyatin dortte birini vermenizi tavsiye ederim. Satici eger dusecekse zaten sizi birakmiyor. Ama inmeyecekse anlayin ki malin ederi cok buyuk ihtimalle o ve satici size urunu almaniz icin ustelemez, nettir fiyat konusunda.

Aksam uzeri otele donduk, biraz dinlendikten sonra bir onceki gece gidip cok begendigimiz Asiatique’e tekrar gitmeye karar verdik. 14 Subat’ti o gun ve bircok yer pembe ve kirmizi gullerle bezenmisti. Yemek oncesi turlarken ayak masaji yapan yerlerden birinin onunden geciyorduk ki baliklarin yaptigi ayak masajini yaptirmam icin Onur beni ikna etti. Koca bir akvaryum dolusu balik, oturup ayaklarinizi icine sokuyorsunuz ve baliklar basliyorlar ayaklarinizi didiklemeye. Ama ne gidiklandim, tutamayip kendimi ne ciglik attim, anlatamam! Bir gun oncesinde bu masaji yaptiran bir adami kenardan izleyip kikir kikir gulen ben, simdi ayni durumdaydim ve yoldan gecen insanlar kenara gecip bu sefer bana bakip bakip kikirdiyorlardi! Ne demisler, Gulme komsuna, gelir basina! 🙂 Ilk etapta cok gidiklaniyorsunuz ama birkac dakika icinde alisiyorsunuz ki o zaman gercekten iyi geliyor. Kesinlikle deneyin derim! 🙂

DSC00509

Ayak masaji sonrasi biraz turlayip bir restorana oturduk. Canli muzik esliginde 14 Subat programi vardi, gayet eglenceliydi. Gerci bu sefer Levent ucusun etkisini uzerinden atip enerjiyi toplayinca sag olsun bizi pek oturtmadi yerimize, ama olsun.

DSC00468

Ertesi gun ucusumuz oldugu ve Levent de bu sefer uyumadigi icin, bir onceki gece kadar cok gec saate kalmadan otelimize donduk…

2 Yorumlar »

Bir Sutten Kesme Hikayesi…

Herkese merhaba;

Bugun sekiz gun oldu. Sekiz gun once bugun Levent’i emzirmeyi tamamen kestim ve durun anlatayim su ana kadarki durumumuzu.

Oncelikle bir sure once gunduzleri emzirmeyi birakarak basladim. Diger turlu cok ani olur gibi geldi. Pek tabii emerek uyumaya aliskin kuzum epey bir zorlandi ama oyle cok bir sorun yasamamistik. Ta ki bir oglen uyutmak icin 2 saat ugrasip da gozunden uyku akmasina ragmen, bana misin demeyince, “Tamam” dedim, “Bu is bugun bitecek” ve 30 Mart 2013’te Levent’i emzirmeyi tamamen kestim.

Ilk gun, oglen uyutma cabalarimin nafile olmasi gece biraz isime yaradi diyebilirim. Butun gun uyumadigi icin aksam cok yorgun dusmustu. Her ikimizin de yaninda oldugunu hissetmesi icin Levent’i Onur’la birlikte uyutmaya karar verdik. 2 saatten fazla meme diye agladi. Biberonu basta aldi gibi yapti, biraz biberondan sutunu icti ve sonra daha da hirsli aglarken yorgun dusup uyuyakaldi kuzucum. Formul sutle ilgili kafamda hala sorular oldugu icin Levent’e keci sutu veriyordum. Aslinda gunduzleri kabul etmisti biberonda keci sutunu, bir problemimiz yoktu. Gel gor ki emzirmeyi tamamen kesince, isler degisti ve bizimkisi biberonu da reddetti.

Ikinci gun oglen uyutmaya calistim, Onur da iste oldugu icin tek basimaydim. Olmadi, uyuyamadi. Ben de bari doktor isimizi halledelim dedim ve Levent’i genel kontrol amacli kan tahlilleri icin doktora goturdum. Taksiye binmemle uyumasi bir oldu. Bebek arabasi arabada kalmis, araba Onur’da, Onur iste. Yani su cocukken soyledigimiz tekerleme gibi 🙂

– Komsu komsu
– Huuu
– Oglun geldi mi?
– Geldi
– Ne getirdi?
– Incik boncuk
– Kime kime?
– Sana bana
– Daha kime?
– Kara kediye
– Kara kedi nerde?
– Agaca cikti
– Agac nerde?
– Balta kesti
– Balta nerde?
– Suya dustu
– Su nerde?
– Inek icti
– Inek nerde?
– Daga kacti
– Dag nerde?
– Yandi bitti kul oldu

Herneyse, yapacak bir sey yok tabii, uyuyan kuzumu uyandirip da kan aldirir miyim hic? Tabiiki hayir! Kucagimda goturdum, pediatri bolumunde oturdum bir koltuga, uyanmasini bekledim. Bu arada:

Doktora kan aldirmaya goturup de uyuyakalan cocugunu uyandirmaya kiyamadigi icin bir koltugun uzerinde bebeginin uykusunu bolmeden iki bucuk saat sadece onun uyanmasini bekleyen kisiye “ANNE” denir.

Uyandiginda aksam uzeriydi ve Onur da isten cikip yanimiza gelmisti. Yarim saat kadar da kendine gelmesini bekledikten sonra kan vermek icin laboratuara gittik. Levent her kan verisimizde aglardi, bu sefer masallah biraz mirin kirin etti, o kadar. Sonra birkac gun boyunca ona hemsirenin koluna ne yaptigini sordugumuzda, yavrum kolunu gosterip gosterip kan aldiklarini anlatti kendince.

Aksam olup uyutma fasli geldiginde gercekten cok zorlandik. Hatta bir ara o kadar siddetli agliyordu ki acaba en azindan sakinlesmesi icin formul denesek alir mi ki dedik ve Ebru’dan odunc aldik amma ve lakin tadina bile bakmadi. Memeden kesme donemi icin cesitli tavsiyeler var. Kimisi uyutma isinin anne disinda baba ya da anneanne, babaanne veya varsa baska bir yakinin uyutmasindan yana, kimisi annenin yapmasi gerektiginden. Benim icim elvermedi Levent “Annneeee, memeeee’ diye aglarken odadan cikmaya. Bir de zaten dogdugundan beri surekli aliskin oldugu, onun icin cok onemli bir seyin elinden alindigini dusunursek, uzerine bir de benim yaninda olmamam eklendiginde, bunun onun icin cok fazla olacagini dusundum. En azindan ilk donemlerde her an yaninda olmam gerektigini dusunuyorum. Aksi halde guveni kirilabilir, yari yolda birakilmis gibi hissedebilir gibi geliyor. O yuzden, ona her an yaninda oldugumuzu, buna alisacagini, artik memedeki sutun bittigini, o yuzden biberonundan icmesi gerektigini anlatiyorum. Anliyor, ama hic isine gelmiyor ve israrla reddediyor biberonu. Arada soyle alir gibi oluyor, sonra yuzunu eksitip “Ii iihh” diyor.

Bu arada ben ilk gun pek bir sey anlamadim ama ikinci gunden sonra sutum birikince yasadigim aciyi anlatmam tarifsiz, bilen anlayabilir ancak. Hos, herkes ayni gecirmiyor bu donemi. Bazisi cok rahat atlatiyor, bazisi cok zor. Benim icin ilk birkac gun o kadar zordu ki. Bu donem icin sanki ikinci bir lohusalik diyebilirim. Yuksek ates ve siddetli agri esliginde o gece bir de Levent meme de meme diye tutturunca ne yapacagimizi sasirdik. Ben ayaga kalkamiyordum, atesim 39 uzerinde seyrediyordu. 1000 mg’lik ates dusurucu ictim, uzerine dus aldim, buna ragmen atesim 38 kusurlerde seyrediyordu. Ilerleyen saatlerde, yavas yavas dustu atesim. Agriyi biraz hafifletmek icin internetten tavsiyeler ararken Nurturia yardimimiza yetisti. Tecrubeli annelerden birisinden Allah razi olsun, taze nane tavsiyesi inanilmaz ise yaradi. Sizin de aklinizin bir kosesinde bulunsun, bir demet taze naneyi ikiye ayiriyorsunuz, dolapta sogutup gogsunuze koyuyorsunuz. Vucut isinizla birlikte naneler kuruyana kadar orada kaliyor. Nanenin soguk olmasi cok onemliymis burada. Gercekten o kadar ise yaradi ki. Ben kurudukca yeniledim naneleri, artik tamamen kuruyunca cikardim ve sonrasinda bir daha gerek kalmadi. Soguk nane, acinizi oldukca hafifletiyor. Bu arada Levent arada yokladikca naneleri gorunce “Ciceeee” diyordu, cok sasirmisti. Cicek diye dusunuyordu yavrum. 🙂

Hormonlar cephesinde durum dengesiz seyrediyor sanirim, pek bir duygusalim bu gunlerde. Dokunsan aglayacak gibiyim.

Dorduncu ve besinci gun acim oldukca azalmisti. Levent ise biberonu almamakta direniyor, hala agliyordu meme de meme diye. Gece kalktiginda sadece suyu kabul ediyor, biberonu gorur gormez itiyordu. 6, 7 ve derken bugun 8. gun ve Levent israrla biberonu reddediyor, hala bir umut meme gelir diye dusunuyor kuzum. Bu kadar suredir sut icmedigi icin daha cok peynire agirlik vermistim, yogurt da tabii. Bugun bir muzu robotta cekip suluguna sutle karistirip ekledim ve o sekilde (masallah diyeyim) kabul etti. Uyurken bir saga donuyor, bir sola, o sekilde uyuyor ama cok uzun suruyor tabii dalmasi. Bugun mesela, 1 bucuk saatte ancak dalabildi. Zamanla ya biberonu kabul edecek, ya da bu sekilde uyumaya alisacak. Icmesi gereken sutu de sulugundan icecek. Suluguyla icsin, o sekilde uyut diyeceksiniz. Denedim, nafile. Meme yerine henuz biberon ve turevlerini koymamakta israrci.

Bu arada dun doktora gittik kan tahlillerinin sonuclari icin. TSH, T3, T4, D Vitamini, Alerji testi ve Hemoglobin goruntuleme. Allah’ima sukurler olsun sonuclar iyi. Levent henuz kucuk oldugu icin alerji testini kandan yaptilar. Acikcasi ben cok merak ediyordum test sonucunu. Alerji yapma ihtimali olan bircok maddeyi analiz ettiler kaninda ve yine masallah diyeyim, bir tek yumurta beyazina hafif bir alerjisi cikti. Findik, patates, yer fistigi ve bugday ununda da cok kucuk bir hareketlenme olmus fakat alerjik sayilabilecek siniri gecmedigi icin alerji sayilmiyor. Yuksek derecede olmadigi icin doktor yumurta beyazini vermeye devam edebilecegimi, ama yine de gozlemlememi istedi.

Bu sut oyle hemen kesilen bir sey degilmis sanirim. Hala sutum gelmeye devam ediyor. Tam agrim azaldi ne guzel derken bugun ogleden sonra siddetli bir sekilde yeniden basladi. Yarin da boyle devam ederse doktora gidecegim. Insallah gecer en kisa surede.

Bu donemde bizi yalniz birakmayip ilgilenen, degerli fikir ve tecrubelerini paylasan herkese cok tesekkur ederim. Her biri benim icin cok degerliydi.

Insallah bundan sonrasini rahat bir sekilde atlatiriz bu donemin.

Sevgiyle kalin…

Yorum bırakın »

Uzun bir aradan sonra…

Merhaba! Uzun bir aradan sonra…

Bu kadar ara vermek degildi niyetim, nitekim Tayland’dan donduk doneli ne baslayabildim yazmaya, ne de bir araya toplayabildim aklimdakileri. Oyle cok sey varki yazacak, lakin yazmama imkan veren kendimle basbasa kalabildigim anlar da bir o kadar kisitli. “Birsuru sey var aklimda, notlar alayim, sonra yaziya dokerim.” diyorum, bir de bakiyorum camasir asarken, ya da carsaf katlarken buluyorum kendimi. Yetisemiyor gibi hissediyorum bazen. Yapmak istedigim, hayata gecirmek istedigim o kadar cok sey varki, fakat yetmiyor bir turlu zaman. Zamanla yarisiyorum gibi degil de, sanki zaman beni kovaliyormus gibi. Dur diyorum, sakin, yavas yavas halletmeliyim. Yok diyor, illa kosacaksin. Haliyle ben de sakin kafayla yapabileceklerime varamiyorum bir turlu.

Tatil guzel oluyor, sonrasinda insan kosturmacalara baslayinca “Ne oluyoruz, ne guzel deniz, gunes, kumdu hani?” diyor biraz. 🙂 Yani tatil yapmasan belki tam gaz devam edeceksin, ama tatilden sonra bir rehavet, ne bileyim bir rahatlik cokuyor ustune insanin. Aslinda amaci da bu degil midir tatilin, rahatlatmak insani. Oyledir elbet, zaten en gec 10 gun icinde kosturmacalara adapte olursun tekrar. Bu da biraz tatil sonrasi sendromu -pazartesi sendromunun yakin akrabasi- oluyor sanirim. Gelelim Tayland maceramiza…

TAYLAND NOTLARI

Bangkok’ta 1. Gun:

Qatar Airways’le uzun, yorucu ve fakat aktarmasiz oldugu icin Levent’le olabilecek en rahat ucusu gecirdik diyebilirim. Bangkok Havalimani Tayland’in karakteristik ozelliklerinden mor rengin hakim oldugu bir havalimani. Iner inmez Tayland’dayim diyorsunuz. Ucakta doldurmus oldugumuz vize formlarini pasaport polisine sunduk ve vizelerimizi aldik. Bangkok’a gelmeden once havalimani-otel transferimizi ayarlamis oldugumuz icin vakit kaybetmeden otelimize dogru yola koyulduk. Bangkok’ta ozellikle havalimani-sehir merkezi yonunde belirli saatlerde yogun trafik oluyor, 10 dk’lik yolu 40 dk’da alabiliyorsunuz, bilginiz olsun.

Manzaraya onem verenlerdenseniz, Bangkok’ta tercihinizi nehir kiyisina konumlanmis otellerden yana kullanmanizi tavsiye ederim. Otele vardigimizda bizi resepsiyonda check in islemleri icin hic bekletmeden otelin icindeki bir cafe’ye yonlendirdiler. Biraz soluklandiktan sonra Front Desk’ten bir bayan gelip bize odamiza kadar eslik etti ve check in’le ilgili geri kalan prosedurleri odamizda hallettik. Ufak bir detay gibi gorunse de, uzun bir ucus yapmissaniz ve bebeginiz de varsa, muazzam bir kiyak olur bu sizin icin. Nehir manzarali bir oda secmistik, bir de junior suite’e upgrade ettiler, Levent’e daha cok alan acilmis olmasi acisindan guzel oldu.

Ilk gun aksama kadar oteldeydik. Malum ucus yormustu. Uyuduk, dinlendik derken aksam uzeri “Artik Bangkok’u kesfin zamanidir!” dedik ve ciktik otelden. Taksiyle “Asiatique” adinda, icinde barindan tut da, milyon cesit hediyelik esya bulabileceginiz milyon tane dukkan, baliklarla ayak masaji yapan yerler (bunu ben yaptirdim, evet kendime inanamiyorum), restoran, pub, cafe, ayak ustu yemek yenebilecek yerler ve hatta Turk donerci dahil her seyin oldugu, gayet temiz, duzenli ve cok cok eglenceli bir yere gittik. Biraz kesif yaptiktan sonra bir restorana oturduk. Yemek gayet basariliydi. Ayrica ilk defa Tayland’da taddigim, “Hoegaarden” adinda bir bira vardi ki gercekten cok guzeldi. Rose Beer olarak gecer. Mutlaka tadin derim.

O gece cok eglendik, Levent artik ucustan ne kadar yorulmus olacak ki disarida olmamiza ragmen gayet guzel uyudu. Otele donuste saat biraz gecti ve normal taksi bulamadik. Ya da beklememiz gerekti, beklemek istemedigimiz icin atladik bir tuktuk taksiye, otelimize donduk. Tayland’a gidip de tuktuk’a binmeden donmeyin derim. Bangkok’takiler pek degil ama Phuket’tekiler bildigin ayakli disko misali. 🙂 Bilare anlatirim Phuket bolumune gecince.

Birinci gunumuz yorucu ama bir o kadar da guzel gecti. Ikinci ve Bangkok’taki son gunumuz oncesinde enerjimizi toplamak icin uykuya daldik…

Yorum bırakın »

Ara…

tatil

Son bir haftadir inanilmaz bir kosusturmaca halindeyim. Tatile cikiyoruz bugun ve tatil oncesi olan, hep son dakkaya kalan isleri tamamlamaya ugrasiyorum. Cogunlugu tamamladim ama hala halletmem gereken isler var. Ucusumuz bu aksam, zamanla yarisiyorum.

2010 senesinde bayram icin birkac gunlugune gittigimiz Dubai tatilini saymazsak, 2008’den beri tatile cikamamistik bir turlu ve simdi insallah acisini cikartmaya gidiyoruz. 10 gunlugune Tayland’da olacagiz, once iki gunlugune Bangkok, sonra da Phuket’e gececegiz. Bebekle belki biraz zor, ama bence cok guzel olacak. Tayland ilk defa gittigim bir ulke ve cevremden duydugum, arastirdigim kadariyla cok da guzel bir yer. Gidip gorecegiz bakalim…

Ucusumuz ortalama 7 saat suruyor, aktarmasiz olmasi cok buyuk avantaj. Ne yazikki donus ucusu icin ayni sey gecerli degil zira Kuala Lumpur uzerinden aktarmali olarak gelecegiz ve donus ucusu 11 saate yakin surecek. Aradaki 4 saatlik zaman farkini goz onunde bulundurursak biraz yorucu olacak, zira biz Bangkok’a indigimizde yerel saatle sabah 07:00 olacak fakat vucudumuz Doha saatini gosterdiginden saat henuz 03:00 zannediyor olacak. Bizim icin problem degil fakat Levent icin biraz zor olacak gibi gorunuyor.

Bu sure zarfinda biraz blogumdan ayri kalacagim. Donunce Tayland izlenimlerimi aktariyor olacagim.

Kosusturmacalara biraz mola… Biraz dinginlik diliyorum…

Sevgiyle kalin…

Yorum bırakın »

Tesadufen yasayan insanlar

Dun klasik bir cuma gununde oldugu gibi biraz hava alalim diye disari ciktik. Cuma gunu buranin pazar gunu diyebiliriz, tatil yani. Biraz dolastik, sonrasinda Levent’i uyuttum ki annem aradi. Yaklasik 1 saat oncesinde Amerikan Buyukelciligi’ne bombali saldiri oldugunu, yasamini yitiren insanlarin oldugunu soyledi. Beynim uyustu sanki, bu kadar mi ucuz insanlarin hayati dedim icimden. Tesadufen yasiyoruz, sans eseri…

Kayinvalidemler eskiden o muhitte otururlardi. Patlamanin oldugu kapinin 4-5 metre otesinde bir bufe vardir, hep o bufeden alisveris yapardik. Bufenin hemen arkasinda da citir citir pidesine bayildigimiz “Kebap 44” bulunuyor. Oranin da mudavimiydik, bayilirdik yemeklerine. Buyukelciligin hemen karsisinda Milliyet’in binasi var, Onur’un orada bir arkadasi calisirdi. Arada karsilasirlar, sohbet ederlerdi. Yine buyukelciligin de uzerinde bulundugu Paris Caddesi’nde “Meshur Iskender” restorani vardir ki Ankaralilardan bilenler bilir lezzetini, hakikaten meshurdur iskenderi. Oraya da giderdik arada sirada. Buyukelciligin biraz ilerisinde “Simsek Taksi” vardir, hep o duragi kullanirdik. Hemen arkasinda “Has Pastanesi”, simit, pogacalariyla meshurdur kendisi. Karsisinda da mis kokulu cicekci… Anlayacaginiz, gunlerimiz hep o cevrede gecerdi. Tunali’ya giderdik yuruyerek ve hep Buyukelciligin onunden gecerek. Hala da Tunali’ya gidecegim zaman arabayi Buyukelciligin yakinindaki Simsek Sokaga park ederim. Hem biraz hava alip cok sevdigim muhitte yuruyus yapmis olur, hem de Tunali trafigine girmem diye…

Buyukelciligin kapisinda ozel guvenlikciler bulunurdu, o insanlarin yanindan gecip giderdik. 47 yasinda, orada gorevli bir ozel guvenlikci yasamini yitirmis. Onun yanindan da muhtemelen defalarca gecip gitmisizdir. Tanimasam da o kadar uzuldumki… Ailesi ne durumdadir kimbilir. Teror… Ne kadar hain, ne kadar sinsi, yuzunu gosteremeyecek kadar korkak!

Insan hayati… Ne yazik, pamuk ipligine bagli. Oradan ben de geciyor olabilirdim, su an bu yazimi okumakta olan okur, sen de olabilirdin. Belki bir dakika once gectin oradan, belki bir dakika once ciktin binadan. Kendini sansli sayiyorsun. Saymali misin? Acaba saymali miyiz?

2 Yorumlar »

Gulumseyen bir kurabiye yapmak istemistim aslinda

DSC00307

Bunun sirin bir kurabiye olmasi gerekiyordu, ama daha cok bir korkuluga benzedi sanki.

2 Yorumlar »

Emzirme Reformu Gerekli!

Bugun Levent’in 15. ay asilarini vurdurmak icin saglik ocagina gittim. Sabah 08:30’da oradaydik. Her gun belirli sayida asi vuruluyor, dolayisiyla zaman zaman gidip de sira numarasi alamadigimiz olabiliyor ve ertesi gune veya haftaya kalabiliyor. Ben de iste bugun bu isi halletmeliyim diyerek sabah erkenden kostur kostur gittim. Cok sukur sira numarasini alabildim ve yaklasik 3 saat sonunda asi, Levent’in genel kontrolu, kan testleri degerlendirmesi, hepsini hallettim. Bundan sonraki asimiz 18. ayda.

Emzirme reformuyla konunun ne alakasi var derseniz, hemen aciklayayim. Levent’in asisi vurulmadan once hemsire boy, kilo, ates vb. olcumleri yapiyor. Sonrasinda da Levent’in dosyasina islenmek uzere bazi sorular soruyor. Bu sorular arasinda Levent’e ne sutu verdigimle ilgili bir soru da vardi. Hemsireye “Anne sutu.” cevabini verdigimde bana bakisini gormeliydiniz! Ilk defa boyle bir seyle karsilastim. Yani sanki cok garip bir seymis gibi, olmamasi gereken bir seymis gibi, “Nasil yani? Hala mi emziriyorsunuz?” der gibi… Anlamlandiramadigim, fakat hic hosuma gitmeyen bir bakis. Ben de uzerine, 18. ayina kadar emzirmeyi dusundugumu soyledim. Iyice sasirdi, bir sey diyemedi ama sanirim benim nasil bir tepki verecegimi kestiremedigi icin.

21. yuzyilda, bu cehalete anlam veremiyorum ben! Hickimse de kusura bakmasin, bu dusunce sekli cahillikten ote degil. Topluma, karsisindakine ve hatta kendisine, kendi bebekligine yabancilasmis insanlarla dolup tasan sehirlerde hemcinsinin bile emzirmenin onemini anlamamasi ne kadar kotu. Doktor takdir eder, hemsiresi garipser… Zaten burada bir tane yerel bayan gormedim ki emzirsin. Hepsinin elinde bir biberon, dayiyorlar kucucuk bebeklere mamayi. Yaziktir, sutunuz varken ne gerek var mamaya? Yapmayin! Oysa en rahat ve her seyden once en saglikli seydir bebeginize anne sutu vermek. Yengemin hediye ettigi emzirme battaniyesi sayesinde Katar’da her yerde, her zaman rahatlikla emzirdim bebegimi.

Sutu olmayip, emziremeyen anneler mecbur mama veriyor, baska caresi yokki, ne yapsin? Bunu anlarim, bu durumda mama cankurtaran gorevi gorur. Amma ve lakin, uygun sartlar mevcutken anne sutu verilmemesini anlayamam. Ya da verene garip garip bakilmasini…

Insanlarin bu konuda bilinclenmesi, kendi annelerinin onlari (cok buyuk bir ihtimalle) mamayla degil, anne sutuyle besledigini kendilerine hatirlatmalari lazim.

Iste ben de bu yuzden sevgili Blogcu Anne’nin fikir anneligini ustlendigi “EMZIRME REFORMU GEREKLI!” diyor ve sizden de desteklerinizi esirgememenizi rica ediyorum.

Iste linkler:

http://www.emzirmereformugerekli.com
http://www.blogcuanne.com

Sevgiyle kalin…

Yorum bırakın »

Lohusa Karabasanlari

Cok sukur ki bunalimli bir lohusalik donemi gecirmedim ben. Evet “Cok yoruldum, lutfen biraz uykuuuu.” diye dolandigim zamanlar cogunluktaydi; zira gaz sancilari, yeni dogmus, dunyaya alismaya calisan bebegime benim alisma donemim, neredeyse gunde 3-4 saatlik uykuyla dolasmak… Bunlarin hepsi zordu ama su anda geri donup baktigimda bir o kadar da essiz anlarmis diyorum.

Lohusaligimi dusundugum zaman ilk aklima gelen sahne; ben, Levent ve emzirme koltugu, butunlesmisiz; artik gunde kac saat orada oturuyordum hesaplayamam bile. Neredeyse butun gunum emzirmekle geciyordu diyebilirim. Bu donem ve sonrasinda eger annem yanimda olmasaydi, muhtemelen su an “Bunalimli bir lohusalik donemi gecirmedim.”den ziyade cok bunaldigim bir lohusalik doneminden bahsediyor olacaktim sanirim. Analarin hakki odenmez diye bosuna denmiyor!

Bu kirk gunluk donemde tam uc kere karabasan kabusunu yasadim. Ilki ve belki de beni en derinden etkileyeni suydu:

Ruyamda, Levent pusetinde yatiyor, ben ona dogru ilerliyorum. Etraf bulanik, sadece Levent’i goruyorum, sanki baska hicbir sey yok gibi. Yaklastikca pusette yatmakta olan Levent’in altinda ondan baska bir bebegin daha oldugunu goruyorum. Bu bebek bir kiz cocugu, suslu pembe kiyafeti var uzerinde, oradan anliyorum. Levent o bebegin uzerinde yatiyor, ben rahatsiz oluyorum onu ezecegini dusunerek. Tam Levent’i kucagima almak icin uzaniyorum ki bir sey onu benden cekiyor, ama cok guclu. Diger bebek pusette yatiyor, ben Levent’i birakmamak icin var gucumle onu kendime dogru cekiyorum. Ben cektikce o sey benden daha guclu cekmeye calisiyor. Sonunda cok guclu bir hamleyle cekip aliyorum bebegimi, alamiyor benden. Sonrasinda kucagimda huzurla yatiyor. Uyaniyorum.

Bu cok kisa suren, fakat bana sanki bir yil gibi gelen kabus beni derinden etkiledi. Ozellikle ruyamda gordugum kiz cocugu beni cok sarsmisti; zira Levent dogmadan once ben bir dusuk yasadim ve hamileligim dusukle sonlanmadan once, hep bir kiz cocugu bekledigimi hissediyordum, dusunuyordum. Levent’e hamileligimdeyse tam tersine, her zaman en basta saglikli olsun, cinsiyet fark etmez dedim ama hep bir erkek bebek bekledigimi hissettim. Dusuk yaptigimda yasadigim zor anlari asagidaki yazimda anlatmistim:

https://burcudan.wordpress.com/2012/12/27/zor-zamandi/

Lohusalik doneminde gorulen karabasanlarin nedeninin dogum sirasinda yogun miktarda kaybedilen kan diye duymustum. Vucut kendine gelene kadar bu tarz seyler yasamasi normalmis. Bu mantikli geliyor aslinda, fakat yine de dogaustu bazi varliklarin sebep olduguna da inaniyorum ben. Ama ayni zamanda insanin aklina oyle garip seyler geliyor ki o donemde, insan kendinden, aklindan suphe ediyor.

Yorum bırakın »